Ana içeriğe atla

Şimdi bana kaybolan yıllarımı verseler…

Büyük umutlarla başlamıştı her şey...

Umutsuzluk dediğin şey hiç uğramamıştı sanki gezindiğimiz

sokaklara. Üstümüzden uçan her kuş talih kuşuydu sanki. Kararsız adımlarla yürüyorduk ama
umutluyduk. Bitmeyecekti yol. Çıkmaz sokağı yoktu bizim mahallenin. Bazen sapa, izbe, kuytu
yerlerden geçsek de sonunun yine aynı ışıklı yola çıkacağını hissediyorduk. Küçüktük. Burnumuz
sürtünene kadardı bu hislerimiz. Ansızın geldi gelen her neyse. Peş peşe kayboldu güvercinler.
Yazı turaları hiç bilemez olduk. Kapılar bir bir kapandı yüzümüze. Yüzümüzü güldürenler gitti ve
ağlayamadık da ağlayamadık. Hiç böyle olmamıştık, yanıldık, çok yanıldık. Sonra çöküntüler başladı bir bir, kalbimizin bir yerleri yanmaya başladı. Ağlayamadık ama buğulandı gözlerimiz...
Olmadı.
O zaman başladı sitemler. Şimdi bana kaybolan yıllarımı verseler diye. Çoook
sitem ettik. "Böyle mi sona erecekti?" diye.
 Anladık sonra nihayet! Hayat böyleymiş. Elinden alırmış bazen
bütün ışıklarını karanlığa gömüldüğünde aydınlığa hasret yerinde oturup kalırsan olmazmış hiçbir şey
bir daha toparlanıp hiç olmazsa bir kibrit çöpü aramaya başlaman lazımmış. Aydınlık gelmeyecekmiş
yoksa zifiri karanlıkta göz yaşlarından yoksun bitap düşecekmişsin. Ölü toprağı demişler. Ölü toprağını silkelemek lazımmış öyleyse başlayalım bir daha kaybolan yıllarımız aramaya, kaybettiklerimiz için seferber olalım, hiç olmazsa kibrit çöpünün aydınlığında loş ışıkta parlayan gözlerimizi gören birileri olur da onlara da umut oluruz belki. Kaybettik. Çok kaybettik. Yine kaybedeceğiz belki ama kalkmazsak kazanma ihtimalimizi tamamen yitireceğiz. Yanacağız karanlıkta. Anlıyor musun? Yanacağız karanlıkta. İflas etmenin bu kadar kolay olduğunu düşünme ötesi de var. Karanlıkta yanacağız. Onun için şimdi kaybolan yıllarını aramaya başla, bir köşe başında bulacaksın yine o ışıklı yolun tabelasını. Yoldan geçip gidenler olmuş olacak belki bir daha aynı kişilerle yürüyemeyeceksin. Aynı yüzleri göremeyeceksin ama dolunay seni bekliyor olacak. Çınar ağaçları seni bekleyecek, güvercinler hala orada olacak, kaçıp gitmeyecekler bir yerlere, sen kaçmadıkça saklanmayacaklar senden. Belki onlar da senin yürüyüşünü, gülüşünü özlemişlerdir. Sahi sen de özlemedin mi? Yalanlardan bahsetmiyorum derin bir tebessümle başlayıp gözlerde bir kıvılcıma dönüşen o samimiyeti.
Bitmedi.